İlk Hafta Notları (31 Mart 2013)

 

Yeni medya nedir?

 

Lev Manovich’e göre

 

Principles of New Media…………………………………………………………………… 49

 

Numerical Representation…………………………………………………………. 49

 

 

All new media objects, whether they are created from scratch on computers or

 

converted from analog media sources, are composed of digital code; they are

 

numerical representations. This has two key consequences:

 

  • New media object can be described formally (mathematically).

  • New media object is a subject to algorithmic manipulation. For instance, by applying appropriate algorithms, we can automatically remove “noise” from a photograph, improve its contrast, locate the edges of the shapes, or change its proportions. In short, media becomes programmable.

2. Modularity ……………………………………………………………………………… 51

 

For

example, a multimedia “movie” authored in popular Macromedia Director

 

software may consist from hundreds of still images, QuickTime movies, and

 

sounds which are all stored separately and are loaded at run time. Because all

 

elements are stored independently, they can be modified at any time without

 

having to change Director movie itself. These movies can be assembled into a

 

larger “movie,” and so on. Another example of modularity is the concept of

 

object” used in Microsoft Office applications. When an object is inserted into a

 

document (for instance, a media clip inserted into a Word document), it continues

 

to maintain its independence and can always be edited with the program used

 

originally to create it

 

 

3. Automation …………………………………………………………………………….. 52

 

4. Variability ………………………………………………………………………………. 55

 

5. Transcoding ……………………………………………………………………………. 63

 

Yeni Medya ile sosyal medya aynı anlama mı gelmektedir?

 

Yeni olan nedir?

 

Web 2.0, Web ve Web 3.0: Beklentilerimiz Neler?

 

İnternetin Tarihi

 

1960’ların başında askeri ve bilimsel araştırma ve geliştirme alanında, bilgisayarlar yardımıyla bilgi paylaşımında büyük potansiyel değer olduğunu gören bir grup insanın vizyoner düşüncesinin bir sonucudur. MİT (Massachusetts Institute of Technology)’den J.C.R Licklider1962 yılında bilgisayarların global şebekesini önerdiği ve sosyal etkileşimlerin kayıtlı ilk tanımını yaptığı, “kısa notlar serisi” çalışmasını yayınlamıştır. Aynı yılın sonunda, Licklider ilk başkanı olduğu DARPA‘ya girdi.

MIT’den Leonard Kleinrock internet bağlantısının temelini biçimlendirmek için paket anahtarlar teorisini geliştirdi. MIT’den Lavvrence Roberts 1965 yılında çevirmeli Roberts 1966 yılında DARPA’ya katıldı ve ARPANET için kendi planını hazırladı. Burada ismi geçen ve geçmeyen vizyonerler ilk internetin kurucuları oldular.

1969 yılında ARPA kuruldu ve internet kavramı olarak kullanılmaya başlandı. ARPA başlangıçta 4 ayrı üniversitedeki ana bilgisayarlarla bağlantı halindeydi. Birkaç yıl içinde çok sayıda kurum (çok sayıda araştırma enstitüsü ve üniversite) aşamalı olarak ARPA’ya bağlandı.

Internet, başlangıç aşamalarında bilgisayar uzmanları, bilim adamları ve kütüphaneciler tarafından kullanıldı. Sıradan insanların kullanabileceği kolaylıkta değildi. Bu anlamda, ilk internet bugün kullanılan gibi kolay kullanım olanağı olan kullanıcı dostu değildi. O günlerde, evlerde ve ofislerde bilgisayar yoktu. İnterneti kullanacak kişi kim olursa olsun, karmaşık bir sistemi kullanmayı öğrenmesi gerekiyordu.

1972 yılında, Ray Tomlinson tarafından elektronik posta ARPAnet’e uyumlaştırıldı. Kullanıcı adı ve adresini birleştirmek için, birçok sembol arasından “@” sembolünü seçti. 1972 yılında RFS10 olarak yayınlanmış Telnet protokolü uzaktaki bilgisayara bağlanmayı başardı. 1973 yılında RFS standartlarında yayınlanmış Ftp Protokolü, internet siteleri arasında dosya transferini olanaklı kıldı.

İlk defa Bob Kahn tarafından önerilen TCP/IP mimarisinin bir sonucu olarak, internet 1970‘li yıllarda olgunluğa ulaştı. TCP/IP çok sayıda bilgisayar arasında dosya transferi, elektronik posta ve uzaktan bağlanma gibi olanaklar sunan bir internet protokolüdür. TCP/IP yukarıda belirtilen birkaç temel hizmeti verebildiği için başarılı olmuştur. 1983 yılında ABD savunma bakanlığı daha önce kullandığı NCP protokolü yerine TCP/IP’yi adapte etmiştir.

1986 yılında ABD’de Ulusal Bilim Vakfı‘nın sponsorluğunda, NSFnet ABD çapında 56 kbps hızında internet omurgası oluşturulmuştur. Vakıf sponsorluğunu yaklaşık on yıl devam ettirmiş ve ticari olmayan hükümet işleri ve araştırma amaçlı kuralların düzenlenmesini desteklemiştir. Elektronik posta, Ftp ve Telnet komutları standartlaştırılmış, teknik olmayan personelin internet kullanımı da kolaylaşmıştır. Bugünkü standartlar kadar kolay olmasa da, üniversitelerdeki belirli insanlara internet kullanımını açmıştır. Kütüphanelerin yanı sıra, bilgisayar, fizik, mühendislik bölümleri internet şebekesinin yararlı bir şekilde kullanımının yolunu bulmuşlardır.

İnternetteki site sayısı az olmakla birlikte, ilgilenilen alandaki araştırmaların kayıtlarını bulmak kolay hale gelmişti. O dönemde, ulaşılabilir kaynakları indekslemek için hâlâ çok daha fazla araca ihtiyaç vardı.

Kütüphane katalogları dışında,, ilk internet indeksi 1989 yılında yaratıldı. Peter Deutxch ve onun ekibi, Montreal McGill Üniversitesi‘nde Ftp dosyalan için “archie” adıyla anılan bir arşivleyici yaratmıştır. Bu yazılım periyodik olarak elde edilmeye açık olduğu bilinen Ftp dosyalarına ulaşıyor ve listeliyordu. Archie Unix işletim sistemi komutlarını kullanıyor ve tam kapasite kullanılabilmesi için bazı unix bilgilerini de sunuyordu.

1991 yılında, Minnesota Üniversitesi‘nde ilk gerçek kullanıcı dostu internet arayüzü geliştirildi. Üniversite, kampus içindeki yerel ağında bilgi ve dosyalara erişim için basit bir menü sistemi geliştirdi. Hemen ardından ana makinelerde kullanılan bu sistemin kişisel bilgisayarlarda da kullanım olanakları tartışılmaya başlandı. Bir süre sonra, menü sistemini kullanıcılara da yaygınlaştıran \ Gopher geliştirildi. Gopher, Minnesota Üniversitesi’nin maskotu olan sincap i demektir. Gopher, internette arama yapan kelimeye dayalı bir arama motorudur. Geliştirildikten birkaç yıl sonra dünya çapında 10.000’den fazla Gopher ortaya çıktı.

1989 yılında başlayan fakat Gopher‘dan daha yavaş gelişen, kullanımı kolaylaştıran başka bir gelişme yaşandı. Tim Berners ve ekibi, Avrupa Parça Fiziği Laboratuvarı‘nda bilgi dağıtımı için Cern adıyla bilinen yeni bir protokol önerdiler. Bu protokol 1991 yılında günümüzde de yaygın olarak kullanılan www (world wide web) adını aldı. www hipertextlere dayalı bir internet protokolüdür.

1993 yılında, internet tarihi açısından çok ileri bir gelişme olarak görülen, ilk grafiğe dayalı tarayıcı MosaicMare Andreessen ve ekibi tarafından geliştirildi. Andreesen daha sonra,Microsoft‘un Internet Explorer‘i geliştirmesine kadar en popüler grafik tipi tarayıcı ve servis sağlayıcı olarak bilinen Netscape firmasına katıldı.

Delphi, abonelerine internet üzerinden ulusal çapta ticari işlemler yapma olanağı sunan ilk işletmedir. Delphi, Haziran 1992‘de bir e-posta bağlantısı ile hizmete açıldı ve aynı yılın sonlarında tam internet hizmeti vermeye başladı. 1995 yılında, Ulusal Bilim Vakfı’nın internet omurgasına yönelik sponsorluğuna “son verdiğinde ticari kullanımdaki hileli sınırlamalar kalktı ve tüm aktörler ticari şebekeye güven duydular. AOLProdigyCompuserve internete katıldılar. Böylece, internetin ticari kullanımı genişledi.

Microsoft’un tarayıcı ve internet servis sağlayıcı pazarına tam olarak girmesi, ticarete dayalı internetin sınırlarının gelişmesinde başlıca rolü oynamıştır. 1998 yılında, Microsoft’unWindows 98 sürümü işletim sistemi, internet tarayıcısı ile masa üstü kişisel bilgisayarlara iyi entegre oldu. Bu sayede, internet çok hızlı yayılmaya başladı. Microsoft’un başarısı o kadar yüksek oldu ki, ABD mahkemeleri rekabeti düzenlemek için Microsoft’un faaliyetlerini ayırarak küçültme kararı aldı.

İnternetin dünya üzerinde herhangi bir yerden her an kullanılabilmesi, gerek tüketicilerin gerekse işletmelerin ticari amaçla internet ortamına gelmesine neden olmuştur. İnternetin son 10 yıllık dönemdeki adaptasyonu o kadar hızlı olmuştur ki, fiziki ortamda yer alan hemen her şey internet ortamına taşınmıştır. İnsanlar için tanışma, sohbet etme, alışveriş yapma, müzik dinleme, film seyretme veya satın alma, bilgi arama v.b. çok çeşitli amaçlar için dünyanın her yerinde birçok ülkede çok sayıda işletme ve tüketici internet ortamında boy göstermektedir.

Bütün bu hızlı gelişimine rağmen, internet ile ilgili gelişmelerin sonuna gelindiği anlaşılmamalıdır. İnternetin verimli bir pazar ortamı olabilmesi için önünde daha birçok engeller mevcuttur. Bağlantı hızlarının artırılması, internete yönelik güvenin oluşturulması, işletme ve tüketicilerin internet ortamına adaptasyonları v.b. birçok alanda yapılması gereken birçok çalışma mevcuttur.

Türkiye’deki İnternet Sağlayıcıları

Avea, Bimcell, PTTCell, Telsim, TTNET, TTNet Mobil, Turk.net, Turkcell, Turkcell Superonline, Uydunet, Vodafone Türkiye

Kaç Kişinin Cep Telefonu Var?

Haziran 2012 itibariyle Türkiye’de yaklaşık %88,5 penetrasyon oranına karşılık gelen toplam 66,14 milyon mobil abone bulunmaktadır. Temmuz 2009’da sunulmaya başlanan 3G hizmeti Haziran 2012 itibariyle 37,7 milyon aboneye ulaşmıştır. Şekilde 2G ve 3G mobil abone sayısı ile penetrasyon oranları yıllar itibariyle karşılaştırılmaktadır.

3G Bağlantısı Olanlar

3G hizmetlerine ilişkin veriler yer almaktadır. 2011 yılı ikinci çeyrekte 24,8 milyon olan 3G abone sayısı, 2012 yılı ikinci çeyrekte 37,7 milyona ulaşırken, 3G hizmetiyle birlikte mobil bilgisayardan ve cepten internet hizmeti alan abone sayısı da aynı dönemler için 3.629.522’den 10.649.948’e yükselmiştir. 2012 ikinci çeyrekte toplam mobil internet kullanım miktarı ise 15.042 TByte olarak gerçekleşmiştir.


Kaç evde internet var?

 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ”2012 Yılı Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması Sonuçlarını” açıkladı. Bu yılın Nisan ayı içerisinde gerçekleştirilen araştırmaya göre, hanelerin yüzde 47,2’si internet erişim imkanına sahip bulunuyor. Bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 42,9 düzeyinde idi.

İnternete erişim imkanı olmayan hanelerin yüzde 27,6’sının internet kullanımına gerek duymadıklarının belirlendiği araştırmada, Türkiye’de en yaygın internet bağlantı türünün yüzde 66,4 ile ADSL olduğu görüldü.

Kentlerde internet erişim imkanı olan hane oranı kentlerde yüzde 55,5 iken, kırsal yerlerde bu oran yüzde 27,3 olarak tespit edildi.

BİREYLERİN YÜZDE 37,8’İ DÜZENLİ İNTERNET KULLANICISI
Araştırmaya göre, 2012 yılı ilk üç ayında (Ocak-Mart 2012) 16-74 yaş grubundaki tüm bireylerin yüzde 37,8’si interneti düzenli olarak (hemen hemen her gün veya haftada en az bir defa) kullandı. Aynı dönem ve yaş grubunda internet kullanan bireylerin arasında düzenli internet kullanım oranı ise yüzde 88,5 olurken, bu oran kentsel yerlerde yüzde 89,7, kırsal yerlerde yüzde 82,5 ve İBBS Düzey-1’e göre İstanbul bölgesinde yüzde 90,7 oldu.


Türkiye’de Sosyal Medya (TTNET Araştırma Verileri)

Dijital platformların Türkiye’deki kullanıcı sayıları ve kullanım verilerine yönelik bilgilerin de bulunduğu videoya göre, Facebook ülkemizdeki en popüler sosyal ağ olarak dikkat çekiyor. Zira Türkiye’de 32 milyondan fazla kullanıcısı bulunan Facebook, her 10 kişiden 4′ünün sosyalleşme aracı. Ayrıca 8 milyondan fazla İstanbullu barındıran Facebook’un Türkiye’deki kullanıcılarının üçte ikisi erkek.

Türkiye’de Facebook’tan sonra kullanıcıların en çok vakit harcadığı ve aktif olduğu sosyal ağ tahmin edebileceğiniz gibi Twitter. Nitekim videoda paylaşılan bilgilere göre ülkemizde günde ortalama 8 milyon tweet gönderiliyor. Bu rakam saniyede 92 tweete denk geliyor. Günün her anı kontrol edilen ve artık bir anlamda haber kaynağı haline gelen Twitter, Türkiye’deki kullanıcılar tarafından daha çok akşam saatlerinde ziyaret ediliyor. Bununla birlikte ikinci ekran kullanımının yaygınlaştığı şu günlerde Twitter ülkemizde en çok televizyon karşısında kullanılıyor.

İnternet Ne Kadar Yeni

 

Convergence (Yakınsama) Nedir?

 

Yakınsama kavramı sayesinde internet, telefon ve TV kombinasyonunun bir arada sunulabildiği; böylece telefon, data ve video ihtiyacına cevap verebilen Üçlü Oyun (Triple Play) sistemine mobil özelliklerin de eklenmesiyle Dörtlü Oyun (Quad Play) ile tanıştık.


Yakınsama genel olarak dijitalleşme ve genişbant ağlarının ortaya çıkması dolayısıyla, telekomünikasyon, Radyo-TV yayıncılığı ve bilişim sektörleri arasındaki teknik ve düzenleyici sınırların, bulanık bir hal alması ya da belirsizleşmesi olarak ifade ediliyor.

http://blog.ttnet.com.tr/yakinsama-ve-hayatimiza-etkileri/

Yeni model televizyonlar ve evimizdeki oyun konsolları ile internette sörf yaparken, bilgisayarımızı ve cep telefonumuzu televizyon olarak kullanıyor, internet bağlantımız üzerinden telefon görüşmesi yapabiliyoruz.

İletişim kanallarımız hızla iç içe girerken aynı zamanda yer ve zaman konusunda bağımlılığımız da ortadan kalkıyor. Yakınsama ile artık her yerde ve her zaman tüm hizmetlere ulaşmamız mümkün oluyor.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s